altınkarma

KULÜBEYE HAPSEDİLENLERİN OYUNA GİRME VAKTİ GELDİ

ALTIN KARMA NASIL OLUŞTU? 
Ayaklarım yere bastığından beri 'Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü' içinde tamamı sporcu ve yönetici bir aileden, her çeşit sporla büyüyen biriyim. 35 yıllık spor müdürü babam ve annem yanı sıra spor akademisine derecelerle giren abim, futbol ve masa tenisinde madalyalar kazanmış, ablam da hentbol (kaleci) ve cirit atma dalında madalyalar kazanmışlardır. Her ikisi de halen beden eğitimi öğretmenidir. Spor camiasındaki ailemin görevi gereği hayatımın ilk 18 yılı Antalyaspor, 2 yılı Afyonsporla geçti. Her ne kadar Antalyalı olsam da doğuştan Galatasaraylı olarak son 23 yılım İstanbul'da devam ediyor. Eskiden lisanslı yüzme, yelken, futbol (kaleci) ve komple sporcuydum. Çeşitli madalyalar ve başarılarım oldu. Stadyum, kapalı spor salonu ve yüzme havuzu arasında büyüyen biri olarak spor bilgime ve keşfetme yeteneğime de çok güveniyorum. Futbolcu keşfetmek en büyük keyfim. Bu nedenle, ''YEDEK KULÜBESİNE HAPSEDİLENLERİN, ARTIK OYUNA GİRME VAKTİ GELDİ'' diyerek, keşfedilmemiş yeteneklere kendi vitrinimde yer veriyorum. Eğer bir yönetmen ya da televizyoncu olmasaydım, ya kaleci antrenörü ya da bir futbol kulübünün scout ekibinde yer alırdım. 1992'de mesleğimi medyadan yana tercih ettiğim için spor alanından kopmamak adına ALTIN KARMA ile spora yönelik beğenilerimi bir yerlere not etme ihtiyacı duydum. Önceden telefonuma ve kağıtlara not aldığım futbolcular çoğaldıkça bir arşive ihtiyacım oldu. ALTIN KARMA yetenekli futbolcu arşivi böyle oluştu. 



YETENEKLİ FUTBOLCU NASIL KEŞFEDİLİR?  
Yıllarca takip ettiğim, diğer bir deyişle ''herkesten önce keşfettiğim futbolcuları'' transfer teklifi olarak hiç bir beklentim olmaksızın her fırsatta Türk futboluna önerdim. Neredeyse 20 yıldır, henüz yıldız olarak keşfedilmemişken ''Juninho, Martins, Denilson, Essien, Miriem, Coloccini, Ogbeche, Evra, Rothen, Vittek, Ronaldinho, Sinama Pongol, Alex Dias, Fontana, D.Cisse, Lexa, Barbarez, A.Sanchez, Areola, Aubameyang'' vb. daha bir çok sayabileceğim isimleri kulüplerimize defalarca önerdim. Ben bu isimleri önerdikten en geç 2 yıl sonra astronomik fiyatlara başka kulüplere yıldız transfer oldular. Şu anda hepsi bilindik yıldız futbolcular. Yöneticiler tavsiyemi dinleyip erken davransa, henüz tanınmadıkları dönemde bu futbolcular minimum ücretlerle ülkemizde oynayacaktı ama olmadı. Kulüplere yakınlığıyla bilinen bazı spor adamlarına yazılı olarak öneri listesi de vermiştim. Benim önerimle mi bilinmez ama görüşmemden sonra ''Rothen, Vittek, Azar Karadaş, Dede, Babagida, Aboubakar, Marin, Mariano, Isla'' ve şu anda aklıma gelmeyen bazı futbolcular geç olsa da ülkemize transfer oldu ve listemdeki bazı isimleri de transfer dedikodularında sık sık okuyorum. Bir de bana en net yaklaşımı gösteren Faruk Süren'in hakkını vermeliyim. UEFA Kupası'nın alındığı yıllarda kendisine transfer önerilerimden oluşan bir mail göndermiştim. Klasik olsa da hemen bir yanıt almıştım. ''Mailinizin tüm detayları inceleniyor. Önerdiğiniz futbolcularla ilgili bir çalışma ve araştırma yapacağız'' diyordu. Bu mesajdan 1 hafta sonra, gazetelerde benim önerdiğim isimsiz yıldız adayı futbolcuların transfer dedikodularını okumuştum ama transferler yine gerçekleşmemişti. O gün isimsiz olan ve transfer edilmeyenler, ''Sinama Pongol, Ogbeche, O.Martins, Ronaldinho'' gibi 3 Nijeryalı 1 Brezilyalı futbolcuydu. Şimdi herkes tanıyor onları! Bu yazıda bir kaç örnek vermiş olsam da bu liste uzayıp gider. Değişmeyen bir şey var ki, ''transfer hamlesinde hep geç kalınıyor'' olması. 

BEN NASIL OLUYOR DA HERKESTEN ÖNCE FUTBOLCU KEŞFEDEBİLİYORUM? 
Kendimi bildim bileli, bir futbolcuyu bir kaç dakika izlediğimde onun gelecekte yıldız olup olamayacağını söylerim ve çevremden aldığım ilk tepki ''yok artık'' olur. Fakat zaman hep beni haklı çıkarır. Başlarda bu bir hobi olarak bana eğlenceli geliyordu. İlk bakışta potansiyeli olduğunu hissederek keşfettiğim futbolcuları bir yere not eder ve hakkında daha detaylı araştırmalar yapardım. Bu sadece futbol sevgimin yansımasıydı ve kesinlikle, onlarca istatistik matematik hesabı yapmayı tercih etmezdim (halen de etmem). Listeme aldığım her futbolcu kısa sürede iyi bir çıkış yakalar ve büyük takımlara transfer olurdu. Hatta medya alanında çalıştığım için spor camiasında rastladığım bazı kişilere bu listeyi verdiğim de oluyordu. Bir süre sonra baktım ki, listeye kimi yazdıysam Türkiye'de bir takıma transfer oluyor ve bunu övüne övüne ''Scouting Başarısı'' olarak kendilerine mal ediyorlar. Tabii ki aynı futbolcuyu başkaları da eş zamanlı olarak bulmuş olabilir ama benim vitrine koyduğum futbolcular art arda gündeme gelince pek de rastlantı gibi görünmüyordu. Ben de listemin uzamasının da etkisiyle not aldığım isimleri unutmamak için ALTIN KARMA sayfasını oluşturdum. Sayfa internete açılınca fırsatçılar da zaman kaybetmedi ve taklitlerimiz de çıktı. Futbolcuyu yıllar öncesinden ben keşfediyorum, bütün araştırmayı ben yapıyorum, fikir de öneri de bana ait ama bir kulübün scouting ekibi ALTIN KARMA'da rastlıyor ve kendi önerileriymiş gibi kulüplerine futbolcu rapor etmeye başlıyorlardı. Hal böyle olunca, bu işi başlardaki gibi sadece hobi olarak yapmamam gerektiğini anladım. 



PROFESYONEL SCOUTING ÇALIŞMASI 
ALTIN KARMA listemin yerli yabancı kulüpler tarafından ciddi olarak kullanıldığını fark edince, profesyonelce scouting işine el attım. Kendi keşfettiğim futbolcuların bazılarıyla 2019 itibariyle görüşmeler yaparak ALTIN KARMA Futbol Scout (Golden Squad) çatısı altında profesyonel çalışmalara başladım. İlk olarak 2014 yılından beri takip ettiğim ve çok değer verdiğim bir futbolcuyla anlaştım. 2019'dan itibaren Fransa asıllı Portekizli Milli sol-sağ kanat David Viana'nın Dünya genelindeki tek yetkili temsilcisiyim. Bilirsiniz ki bu listeye her futbolcuyu almıyorum. Futbolcu seçerken, kendime göre bazı kriterlerim, futbol anlayışım ve öngörülerim var. ALTIN KARMA'nın scouting başarısı da buradan gelmektedir. ''Abi bizim bir futbolcu var, onu da listeye ekle de piyasa yapsın'' diyerek bir futbolcu listemize giremez. Dün olduğu gibi, bugün de her futbolcunun ismi bu listede yer almayacak. Profesyonel çalışmalarımız doğrultusunda ALTIN KARMA listemize giren diğer futbolcuların bazılarıyla da zamanla yeni anlaşmalar yapmaya devam edeceğiz. Şu anda futbolcularımız için Türkiye'deki kulüplerle birebir görüşmeler yaparak önerilerde bulunuyoruz. Fakat, yöneticiler bize menajer gözüyle baktığı için, ''Futbolcusunu Satmaya Çalışan Adam'' olarak görülüyoruz. Halbuki bizim hedefimiz, ''Kulüplerimize Futbolcu Kazandırmaktır.'' Böyle bir bakış açısıyla Türkiye'deki klasik futbolcu menajeri ve scouting anlayışını değiştirmek istiyoruz. Futbol camiasının hızlı bir şekilde bizim yöntemimize uyum sağlayacağını düşünüyoruz. ''Futbolcu satıcısı değil, yetenek avcısıyız. Profesyonel alanda olsak da futbol gönüllüsü olduğumuzu unutmadan çalışmaktayız.'' Yıllar önce keşfedilmiş bir futbolcuyu, Milyon TL'ye 30 yaşında transfer eden scouting ekipleri zihniyetinin değişmesi gerektiğini üstüne basa basa söylüyoruz. Hiç kimsenin tanımadığı bir zamanda bizim keşfederek ALTIN KARMA'ya aldığımız futbolcular minimum ücretlerle transfer edilebilecekken, Türkiye'deki futbol kulüpleri ''ismi bilinen ve bilindik kulüplerde oynayan futbolculara astronomik rakamlar vermeyi tercih etmektedir.'' O halde kulüplerin scouting ekipleri ne iş yapmaktadır? 

TÜRKİYE'DE SCOUTING EKİPLERİ NE İŞ YAPAR? 
Türkiye'de scouting ekipleri, ''Transfer edilmesi planlanan futbolcuların bilgilerini, istatistiklerini aylarca toplayıp, scouting havuzuna atarak rapor etmekten başka iş yapmamaktadır.'' Yani keşfettikleri bir şey yok aslında. Sadece matematik hesabı yapıyorlar. Onlara scout değil ''transfer komitesi, analizci ya da istatistikçi'' denmesi daha uygun olacaktır. Türkiye'de kulüplerin scouting ekipleri o kadar uzun araştırmalar yapıyor ki, yetenekli futbolcuları benden 10 yıl sonra keşfediyorlar. İşte bu yüzden yabancı kulüplerin 10 günde bitirdiği işi bizimkiler 10 yılda tamamlıyor ve futbolcu 30 yaşında transfer oluyor. Asıl maharet, futbolcunun genç denebilecek bir yaşta keşfedilip takıma ucuz maliyetle kazandırılarak yüksek ücretle başka takımlara satılmasıdır. Teknoloji desteği mutlaka şart ama klasik yöntemler en önemli unsurdur. Futbolcu ''gözle keşfedilir.'' Bilgisayar tabanlı scouting ve menajerlik yazılımlarıyla futbolcu aranmaz! O ancak, küçük bir fikri destek sağlar. Soz zamanlarda Türkiye'de o kadar çok bilgisayar oyunu gibi scouting yapan topluluklar türedi ki, kendileri bir ne yaptığının farkında değil. Sadece bu topluluklar değil, zamanla futbol kulüplerimiz de hazıra konan ''profesyonel'' scouting ekipleri kurdu. Koltukları işgal edenlerin çoğunluğu, Wyscout ve Transfermarkt'tan başka bir şey bilmeyen ve orada ne yazıyorsa yüzde yüz doğru zannedenlerden oluşuyor. Özellikle yeni keşfettiğiniz (adı sanı bilinmeyen) bir futbolcunun istatistik bilgilerinin çoğu eksik ve yanlış olmaktadır. Kulüpler standart kafayla bilgisayarın başına geçip yazılımı açıp baktığında fazla bir bilgi göremeyince ''Eee, bu futbolcu oynamıyor şu anda. Golü yok, asist yok. Bu iş yapmaz'' deyip geçiyorlar. Bu kafalara laf anlatmak o kadar zor ki! Orada ne yazıyorsa ona inanıyorlar. Kimse de öğretmiyor, uyarmıyor, ''Bunlar ticari yazılımlar. Yeni yeteneklerin bilgileri burada güncel olmaz'' demiyor. Futbol camiasına ticari yazılımıyla (para karşılığı) hizmet satan bu uygulamalar sektöre bir kısım teknik katkılar sağlasa da, bütünüyle bakıldığında tamamen paraya endeksli bir tür reklam işi durumunda. Yani, ''Para ödersen, futbolcunu tanıtırsın, istatistiklerini güncellersin, kulüplerle görüşürsün, menajerlerle iletişim kurabilirsin'' mantığıyla hareket eden tamamen ticari yazılımın objektif olması beklenemez değil mi? Bu tür yazılımlar, futbolcuyu transfer ettikten sonraki aşamada fayda sağlayabilir. Yazılımla futbolcu keşfedilmez! Keşfetmeyene de ''scout'' denmez. Dünyada bu işleri en iyi yaptığı düşünülen kulüplerin şapkadan tavşan çıkarttığını mı zannediyorsunuz? Hayır. 

YABANCI KULÜPLER FUTBOLCULARI NASIL KEŞFEDİYOR? 
Dünyada bu işleri en iyi yaptığı düşünülen kulüplerin şapkadan tavşan çıkarttığını mı zannediyorsunuz? Hayır. Yabancı kulüpler ben ve benim gibi bu işe gönülden bağlı ve çabuk karar verebilen profesyonel bir ekip kurarak yetenekleri ''herkesten önce'' kadrolarına katıyorlar. Bir örnek vereceğim ama buradaki bana ait bilgileri kendilerininmiş gibi aktaranlar da aklımızın köşesinde kalsın. Ajax örneği vereyim. Ajax Hollanda'nın tüm semtlerinde 1-2 scout yetkilendirerek görevli kartı ve maç bileti veriyor. Bunlar yerel maçları izliyor ve notlar alıyorlar. Scout ekipleri, her semtten yüzlerce futbolcu seçiyor. Bakın 1 tane değil her semtten bir çok kişinin not aldığı yüzlerce futbolcu. Listedekiler elenerek en yeteneklileri kulübe rapor ediliyor. Son elemeyi kulüp yapıyor ve yıldızlar topluğu ortaya çıkıyor. Yani, bizdeki gibi bilgisayarın başına geçip yazılımlarla futbolcu aranmıyor. Yetenekler ''gözle'' seçiliyor. Peki, Türkiye'deki kulüplerin scouting ekipleri ne yapıyor? Örneğin bir futbolcuyu keşfetmiş, uzun süre araştırmış, raporlarını hazırlamış ve her şey hazır biçimde kulübe öneriyoruz. Yani sadece izlenerek büyük anlamda fikir verebilecek kadar her şey hazır. Yönetici diyor ki, ''Ooo iyi futbolcuymuş nerden buldun bunu? Hemen scouting havuzuna ekleyelim.'' Ekliyorlar ve gözlerine çarparsa aylarca yıllarca futbolcuyu araştırıyorlar. İşte o arada, havuzdaki onlarca futbolcunun arasında boğulup gidiyor o yetenekler. Türkiye için boğuluyorlar ama kimse kimseyi de beklemiyor tabii ki. Futbolcu gelişimini gösteriyor ve yabancı takımlara transfer oluyorlar. (Eğer yerli futbolcuysa kaybolup gidiyor.) Aradan yıllar geçiyor, o havuzda boğdunuz futbolcuya 30 yaşından sonra ''büyük yıldız transferi'' diyerek talip oluyorsunuz. Peki nerede hata yapıyorsunuz? Havuzda hata yapıyorsunuz. Avrupa'daki kulüpler 20 tane genç transfer ederek pilot takımlara gönderiyor ve gelişimini oradan takip ediyor. Yani keşfettiği anda peşinen ve acilen imza attırıyor ve gelişim gösterdiği anda kadrosunda yer veriyor. Olması gereken de budur zaten. Bizimkiler futbolcuyu beğenip araştırıp karar verene kadar scouting ekibinin transfer havuzunda ördek misali çırpınıp duruyorlar. Sonra gidip 30 yaşında 10 tane bilindik transferle ''scouting başarısı'' hikayeleri yazıyorlar. Burada dikkat çekilmesi gereken çok önemli bir detay daha var. Sırf ''Scouting Başarısı'' diyebilmek için ''Kulübüm başkasının keşfettiğini değil, benim keşfettiğimi alsın'' mantığıyla hareket edilirse yetenekli futbolculara kapılar kapanmaya devam eder. Bu sistem değişmeli ve kulüpler scouting ekiplerini yeniden gözden geçirmeli. Türkiye'de ''Altyapı sorunu'' olarak gündeme gelen de aslında bu menajerlik ve scouting sisteminin yanlışlarının bir yansıması. ''Kesinlikle Türk futbolunda altyapı sorunu yok.'' Türkiye'de altyapı takımları her zaman başarılı oluyorlar. Altyapı için tesisleşmenin genişlemesi gerekli olsa da futbolcu standartlarımızın kötü olmadığını düşünüyorum. Asıl sorun, altyapıda başarılı olan futbolcuların profesyonele geçiş sürecinde yaşanıyor. Eski kafalı teknik adamlarla vedalaşıp, yenilikçi yeni nesil hocalar altyapılarda görev almalı. Altyapı hocalarına düzgün maaş verirseniz, bahis mevzuları, futbolcudan komisyon, transferden komisyon vb. konuların önüne geçebilirseniz her şey düzelir. Yabancı sınırı kesinlikle olmamalı. Kanuna kurala uygun biçimde TFF, Süper Lig'te kulübede en az 1 tane 20 yaş altı futbolcu bulundurma ve sezonda en az 4 maç oynama mecburiyeti getirirse bakın nasıl yıldızlar çıkıyor piyasaya! 
Artık, Kulübeye Hapsedilenlerin Oyuna Girme Vakti Geldi. 

SPOR AJANSI: fortuna MEDYA

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyoruz

ALTINKARMA Kulübeye Hapsedilenlerin Oyuna Girme Vakti Geldi (KULÜBE). Blogger tarafından desteklenmektedir.