altınkarma

KULÜBEYE HAPSEDİLENLERİN Oyuna Girme Vakti Geldi

NEDEN ALTIN KARMA? NEDEN KULÜBE? 
Eğer bir yönetmen ya da televizyoncu olmasaydım, ya kaleci antrenörü ya da bir futbol kulübünün scout ekibinde yer alırdım. Mesleğimi medyadan yana tercih ettiğim için ALTIN KARMA ile spora yönelik beğenilerimi bir yerlere not etme ihtiyacı duydum. Önceden telefonuma ve kağıtlara not aldığım futbolcular çoğaldıkça bir arşive ihtiyacım oldu. ALTIN KARMA yetenekli futbolcu arşivi böyle oluştu. 


''Futbolcu keşfetme isteği nereden doğdu?'' diyecek olursanız, bu sorunun cevabını tek cümle ile özetleyebilirim; ''Doğup büyüdüğüm memleketim Antalya'da geçen çocukluğumda, en çok çalım yediğim futbolcu ve aradan yıllar geçmesine rağmen halen en iyi çalım atan kişi ABİM'' cevabını verebilirim. Evet, spor camiasının tam ortasında yetiştiğimiz halde profesyonel futbolcu olmasına fırsat verilmeyen ABİM'in hikayesi bana ilham verdi. (Burada okuyacaklarınızı kesinlikle kendisine danışmadan yazdım). 

ALTIN KARMA HİKAYESİ 
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde yetişmemizin avantajıyla 80'li yıllarda, futbola sokaklardan önce yeşil sahalarda başlama ayrıcalığını yakalayan ABİM. Futbol akrobasisini 'halen dünyada en iyi uygulayan 5-10 kişiden biri' olarak görülen ABİM. Eski (3 büyük takımdan birinin) yöneticisinin kendisine hitaben; ''Telefon kulübesinde 8 kişiye çalım atar, 1 kişi bile topu göremez'' dediği ABİM. Evet, bundan kendi haberi olmasa da bana ilham veren öz abimdir. 1972 doğumlu abim, yıllardır Beden Eğitimi Öğretmenliği yapıyor. Artık futbolcu olacak yaşta değil. Yani bu yazıyı görenler; şimdi  ''Abisine piyasa yapmak için bunları yazmış'' diyemez. Bu şüpheyi de ortadan kaldıralım ve lafı uzatmadan konuya gelelim.

FUTBOLCULUK HAYALLERİ
Yukarıda ifade ettiğim gibi Futbol Tarihine Gelen En Yetenekli 5-10 Futbolcudan Biri olacağı gözüyle bakılan, amatör küme maçları bile 2-3 otobüs özel hayran seyirci kitlesiyle izlenen, çalımları nasıl attığı bir türlü çözülemeyen, rakibin belini kıran ve yıllar sonra Ronaldinho'nun bir reklam filmiyle sizlerin ilk defa ekranda gördüğü o özel çalımını çok öncesinden ''80'li yıllardan beri atan bir  yetenek'. İşte o kişi, düzenli bir yaşantısı da olmasına rağmen bırakın YILDIZ olmayı, NEDEN ''FUTBOLCU'' OLAMADI? İşte bu sorunun cevabı beni futbolcu keşfine yöneltti. Sorunun asıl cevabını size bırakıyorum ama benim bildiğim ve yaşadığım bazı trajikomik olaylar var. Herkese örnek olsun diye burada paylaşıyorum. İnanılmaz gelecek biliyorum ama hepsi gerçek. Türk Futbolunda o kadar basit sebepler var ki futbolcu olamamak için! ''Mesela saçlarının arkası biraz uzun diye gıcık olup yedek bekletilen bir futbolcu duydunuz mu hiç?'' Şimdi duyun işte, ABİM. Sezon sonu o takımdan ayrılıp başka takıma gittiğinde de ''Güreşçileri bile yeniyor olmasına rağmen, ZAYIFSIN-GÜÇSÜZSÜN diyerek oyuna son 10 dakika alınan birini duydunuz mu?'' Şimdi duydunuz işte, o da ABİM. Kesinlikle talihsiz biri değil. Antalya tatilimde, (şimdi vefat eden) eski Antalyasporlu hocalarından biriyle yıllar sonra yolda karşılaştım. ''Abin napıyor?'' dedi. Ben de, ''Beden Eğitim Öğretmeni'' dedim. Hoca dedi ki; ''Abin hakkını helal etsin, onun da çok hakkını yedik. Büyük futbolcuydu'' dedi. ''Bunu bugün mü söylüyorsunuz'' diyip gülümsedim. Kısa süre sonra abimi arayıp ona da aynı şekilde ''Hakkını yedik, sen helal et'' demiş. O görüşmelerden kısa süre sonra hoca vefat etti. Hayat böyle işte. 

Biz, abimin hikayesine geri dönelim; Kamp dönemlerinde büyük kulüplerle hazırlık maçları yapan amatör küme takımının son 10 dakikada oyuna giren 7 numaralı yeteneği, çalımlarıyla profesyonel futbolcuların belini kırıyor. Kendi takım arkadaşları bile futboluna & çalımlarına hayran oluyor ama bir türlü teknik direktörün gözüne giremiyor. Aslında giriyor ama çözemediğimiz bir şekilde ENGEL koyuluyor. Hal böyle olunca, bir takım daha değiştiriyor ve büyük bir kulübün altyapısına giriyor. Kendi altyapısıyla açılış maçında karşılaşan büyük takımın yine yedek kulübesinde abim var. Ben de maçı saha kenarında izliyorum. Son 10 dakikaya kadar maç çok zevksiz ve vasat geçiyor. Seyirci mutsuz. Teknik Direktör kulübeye dönüp abime bakarak, ''HADİ ASLANIM GİR DE YAP ŞOVUNU. TRİBÜNLERİ COŞTUR BARİ'' diyor. Abim hemen oyuna giriyor ve son 10 dakika içinde, görülmemiş çalımlarla profesyonel takımı yerlerde süründürüyor. Mecazi anlamda demiyorum. Kayarak müdahale eden iki futbolcunun arasından geçip, topu omzuna atıp kendi etrafında dönen ve topu yere indirip başka bi futbolcuya da ayağının tersiyle dönerek bacak arası yapıyor. (O bunu zaten çocukluğundan beri hep yapıyor.) Tribünler keyiften yıkılıyor. Arkamdaki tribünde izleyicilerin 'Yav bu 7 numarayı niye hiç oynatmıyorlar. Ben bunu eski takımlarından biliyorum. İnanılmaz futbolcu' hayretleriyle, çalım yiyen futbolcunun sırf çalım attı diye abime 'Utanmıyor musun lan böyle çalım atmaya?' dediği sesler hafızamdan hiç çıkmıyor. Peki ne oldu sonra? Değişen hiç birşey olmadı. Yine yedek, yine kulübede. 

Abimin futboluna hayran düz yetenekli bazı takım arkadaşları büyük takımlara transfer olurken, abim hep yedek kulübesinde son 10 dakikaları beklemekle geçirdi ve futbolcu olamadı. ''Ben olamadım, onlar olsun'' deyip 1700 kişi içinden 4. sırada girdiği Spor Akademisi'ni bitirerek Beden Eğitim Öğretmeni oldu ve görevine halen devam ediyor. 40 yaşını aşmışken biraz yavaşlamış ama halen 18-20 yaşındaki gibi daha da geliştirmiş şekilde çalımlarını atıyor. Stil değişmiyor. 

İşte bunlar bizim yaşadıklarımız. Çevremizde hep duyarız benzer hikayeleri. Daha çok örnek verebiliriz. Günümüzde Sinan Gümüş çok iyi performans gösterdiği dönemde saçlarını sarıya boyattı diye ''Şımardı'' diyen Galatasaraylıları mı anlatsam, bir dönem Semih Şentürk'ü eleştiren Fenerbahçelileri mi anlatsam,  yoksa geçmişte Sergen Yalçın'ı beğenmeyen Beşiktaşlıları mı yazsam. Örnek olarak bunları anlattım, daha uzun bir liste yapabiliriz. Bundan hareketle, abim olduğu için değil, bu yetenekte birinin futbolcu olamamasına duyduğum hayret sebebiyle Altın Karma (KULÜBE) fikrim 1993 yılında ortaya çıktı. Nice büyük yetenekler yedek kulübesine hapsediliyor. Artık oyuna girme zamanı gelsin ve yetenekler kaybolmasın. 

ALTIN KARMA (KULÜBE) 
Ayaklarım yere bastığından beri 'Gençlik & Spor İl Müdürlüğü' içinde tamamı sporcu ve yönetici bir aileden, her çeşit sporla büyüyen biri olarak, futbolcu keşfetmekten zevk duyuyorum. Spor bilgime ve keşfetme yeteneğime de çok güveniyorum. Bu nedenle, ''YILLARCA YEDEK KULÜBESİNE HAPSEDİLENLERİN, ARTIK OYUNA GİRME VAKTİ GELDİ'' diyerek, keşfedilmemiş yeteneklere kendi vitrinimde yer veriyorum. Tek maçla karar verdiğim değil, uzun araştırmalar sonucu ortaya çıkardığım isimler ALTIN KARMA listesinde yer alıyor. Mutlaka izlenmesi gereken futbolcular bunlar. Yıllardır takip ettiğim, diğer bir deyişle ''herkesten önce keşfettiğim futbolcuları'' transfer teklifi olarak her fırsatta Türk futboluna önerdim. Neredeyse 20 yıldır, henüz yıldız olarak keşfedilmemişken ''Juninho, Martins, Denilson, Essien, Miriem, Coloccini, Ogbeche, Evra, Rothen, Vittek, Ronaldinho, Sinama Pongol, Alex Dias, Fontana, D.Cisse, Lexa, Barbarez, A.Sanchez, Areola, Aubameyang, '' vb. daha bir çok sayabileceğim isimleri kulüplerimize defalarca önerdim. Ben bu isimleri önerdikten en geç 2 yıl sonra astronomik fiyatlara başka kulüplere yıldız transfer oldular. Yöneticilerimiz tavsiyemi dinleyip erken davransa, henüz tanınmadıkları dönemde bu futbolcular bedava fiyatına ülkemizde oynatacaktı ama olmadı. Kulüplere yakınlığıyla bilinen bazı spor adamlarına yazılı olarak öneri listesi de vermiştim. Benim önerimle mi bilinmez ama görüşmemden sonra ''Rothen - Vittek - Azar Karadaş - Dede - Babagida, Marin, Mariano, Isla'' ve şu anda aklıma gelmeyen bazı futbolcular geç olsa da ülkemize transfer oldu ve listemdeki bazı isimleri de transfer dedikodularında okuyorum. Bir de bana en net yaklaşımı gösteren bir kişinin de hakkını vermeliyim ki Faruk Süren. UEFA Kupası'nın alındığı yıllarda kendisine transfer önerilerimden oluşan bir mail göndermiştim. Klasik olsa da hemen bir yanıt almıştım. ''Mailinizin tüm detayları inceleniyor. Önerdiğiniz futbolcularla ilgili bir çalışma ve araştırma yapacağız'' diyordu. Bu mesajdan 1 hafta sonra, gazetelerde benim önerdiğim bu isimsiz yıldız adayı futbolcuların transfer dedikodularını okumuştum ama transferler yine gerçekleşmemişti. O gün isimsiz olan & alınmayan, ''Sinama Pongol, Ogbeche, Martins, Ronaldinho'' gibi 3 Nijeryalı 1 Brezilyalı futbolcuydu. Şimdi herkes tanıyor onları! 

SON SÖZ 
Başta söylediğim gibi, eğer bir yönetmen ya da televizyoncu olmasaydım, ya kaleci antrenörü ya da bir futbol kulübünün scout ekibinde yer alırdım. Mesleğimi medyadan yana tercih ettiğim için ALTIN KARMA ile beğenilerimi buraya not ederek mutlu oluyorum. Artık, istatistiklere bakınca web sayfamızı dünyanın çeşitli kulüplerinin scout ekibi ve teknik adamları ziyaret ediyorlar. Türkiye'de futbola uzaktan da olsa bir katkım olduğunu hissetmek güzel. Son söz olarak, güncel bir konuya değinelim. Dünyada her yerde serbestken, ülkemizde anlamsızca yabancı futbolcuya sınır koymak konuşuladursun, kelli felli adamlar ''Altyapı sorunu'' diyip duruyor. Halbuki Türkiye'de altyapı takımları hep başarılı oluyorlar. Altyapı için tesisleşme gerekli olsa da futbolcu standartlarımızın kötü olmadığını düşünüyorum. Asıl sorunun altyapıda başarılı olan futbolcuların profesyonele geçiş sürecinde yaşandığını düşünüyorum. Eski kafalı teknik adamlarla vedalaşıp, yenilikçi yeni nesil hocalar altyapılarda görev almalı. Altyapı hocalarına düzgün maaş verirseniz, bahis mevzuları, futbolcudan komisyon, transferden komisyon vb. konuların önüne geçebilirseniz her şey düzelir. Kanuna kurala uygun biçimde TFF, Süper Lig'te kulübede en az 1 tane 20 yaş altı futbolcu bulundurma ve sezonda en az 4 maç oynama mecburiyeti getirirse bakın nasıl yıldızlar çıkıyor piyasaya! 
(fortunaZafer)

SPOR AJANSI: Fortuna Medya

fortuna MEDYA (İstanbul) www.fortunaMEDYA.com
fortuna TV Channel www.fortunaTV.com
FTV TÜRK HD www.FTVTURK.com 

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyoruz

ALTINKARMA Kulübeye Hapsedilenlerin Oyuna Girme Vakti Geldi (KULÜBE). Blogger tarafından desteklenmektedir.